Sevgili kadın yoldaşlarım,
Bugün burada Uluslararası Kadınlar Günü’nü kutlamak için bulunuyoruz, ama dürüst olmak gerekirse, kutlanacak çok fazla bir konu yok. İşte tam da bu yüzden bugün buradayız. Biraz ekonomik adalet konusundan bahsetmek istiyorum. Örneğin, temizlik sektöründe çoğu kadın finansal açıdan bağımsız değil. Bunun nedeni, birçoğunun kendi isteği dışında yarı zamanlı sözleşmelerle çalışmasıdır. Evde bakım ve gayri resmi bakım işlerini üstlenmemiz bekleniyor. Bu işi yapmaktan zevk almakla beraber, bir kadın olarak ben de finansal bağımsızlığa sahip olmak istiyorum.
Hollanda’daki kadınların %41’i ekonomik olarak eşlerine veya devlete bağımlı. Bu çok yüksek bir oran. Kadınların %32’si çalışıyor, ancak geçimlerini sağlayacak kadar ücret almıyorlar. Bunun nedeni kısıtlı saatler üzerinden yapılan sözleşmeler. Birçok kadın daha fazla saat çalışmak istiyor, ancak işverenleriyle anlaşamıyor. Bu durum temizlik sektöründe olduğu kadar sağlık sektöründe de geçerli.
Kadınları yarı zamanlı çalışmaya mecbur etmek için tasarlanmış bir iş modeli ile karşı karşıyayız. Çalışan kadınların %62’si asgari ücretin %150’sine kadar kazanıyor. Buna kıyasla, çalışan erkeklerin %23’ü asgari ücretin %150’sine kadar kazanıyor. Bu durum Hollanda’da %40’lık bir emeklilik açığına sebep oluyor. Sonuç olarak, kadınlar emeklilikten sonra bile eşlerine bağımlı kalıyorlar. Bu, sonuçlardan sadece biri. Örneğin, boşanma durumunda yoksulluk oranı çok yüksek olduğu için çocuklar yoksulluk içinde büyüyor.
Ben temizlik sektöründe çalışıyorum, ancak bu durum diğer sektörlerde de geçerli. Örneğin, ev bakımı, ev yardımcıları gibi mesleklerde de benzer bir tablo gözlemliyoruz. Hükümetin planları hali hazırdaki durumu iyileştirmiyor, daha da körüklüyor! Oysa bu sektörlerin devlet tarafından desteklenen bir kalkınma planına ihtiyacı var!
Perakende sektöründeki kadınlar için de durum aynı; birçok kadın asgari ücretin biraz üzerinde kazanıyor. Yakında Jetten hükümeti, kadınların işten çıkarılmasını kolaylaştıracak ve bu, kadınların iş güvenliğini daha da tehlikeye atacak. Mağazalarda çalışan kadınlar, şirketler aynı işler için giderek daha az personel istihdam edeceğinden, artan iş yüküyle karşılaşacaklar.
İşsizlik ödeneklerinde de bir düşüş görüyoruz; bu da iş arayan kadınların çok daha hızlı bir şekilde yoksullaşacağı ve daha az ücretli olsa bile başka işleri kabul etme olasılıklarının artacağı anlamına geliyor.
Jetten’in bulunduğu yeni bir kabinemiz var. Artık bu konunun düzeleceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ne yazık ki hayır. Kadınları yine devlet darbesi görüyor. İşgücünün %80’inden fazlasını kadınların oluşturduğu sağlık hizmetinde dahi kesintiler tasarlanıyor. Bu kadınlar daha sonra işsiz kalacaklar ve bu bakımı sağlamaya karşılıksız devam etmeleri beklenecek. Çünkü kadınlardan beklenen, ailelerine iyi bakmaları.
Bu, zaman içinde geriye gitmek değil mi? Üstelik biz ileriye gitmek isterken… Güvencelerimizi yok ediyorlar ve 70 yaşına kadar çalışmaya mahkum ediliyoruz. Bu doğru olamaz!
Biz kadınlar hükümetten şunları talep ediyoruz:
- Adil ücretler ve asgari ücret artışı
- AOW planlarının iptali (yani 70 yaşından sonra çalışmama hakkı!)
- Sağlık hizmetlerinde kesinti yapılmaması
- Tüm çocuklar için çocuk bakımı
- Ücretli bakıcı izni
İşverenlerden ne talep ediyoruz?
- Yaşam ücretini karşılayacak iyi bir toplu iş sözleşmesi (COA)
- Temizlik dahil olmak üzere kariyer ilerlemesi için eşit fırsatlar
- Saygı, takdir ve ayrımcılık karşıtı bir yaklaşım
Sevgili kadınlar, artık buna katlanmıyoruz ve sesimizi duyuruyoruz. Renk, din veya cinsiyet ayrımı gözetmeksizin birlikte yumruk kaldıralım. Hepimiz biriz. Birlikte savaşalım çünkü ancak birlikte savaşarak başarılı olacağız ve sesimizi duyuracağız.
Yılmaksızın, bu mücadeleye devam edeceğiz!
8 Mart mücadele günüdür! 8 Mart özgürlüktür!